Tohum Bankası-Tohum Takas Etkinliği

Agaclar.net bünyesinde üyeler arasında gerçekleştirdiğimiz Tohum Takas Etkinliği Tohum Bankasına dönüştü. Yaklaşık 5 ay önce başladığımız, başta yerel tohumlarımız olmak üzere, evladiyelik tüm tohumların teşvik edilmesini, yaygınlaştırılmasını amaç edindiğimiz etkinlikte, tohumların dağıtımına başladık.

Etkinliği Aliağa/ubyi olarak yönettik. Etkinlik süresince bankaya çok sayıda sebze ve çiçek tohumu geldi. Ayrica etkinliğimizi duyan yerel medya ve bazı gazetelerin Ege eklerinde  yer almamız neticesi çevremizde çok sayıda kimseye F1 tohumlar ve Gdo lu ürünler hakkında bilgi verme şansını yakaladık.

Etkinliğe gelen sağda solda kalmış bazı nadir tohumların olması da bizi oldukça sevindirdi. Tüm katılımcılara teşekkürlerimizi sunuyoruz.

3 Yorum Yorum Yap (3)

Bayram sonrasını sabırsızlıkla bekleyip kitabı bugün temin ettik. Kitabın basım tarihi henüz çok yeni.İçinde doğal tarıma gönül vermiş, bizler gibi üreticiler için paha biçilmez bilgiler bulunuyor.

Yayınevinin tanıtım notunda da yer aldığı gibi gerçekten ”Doğayla bütünleşmek isteyenler için eşsiz bir yol kitabı”
İnsan medeniyetinin tüm “başarılarının” doğa karşısındaki acizliğini gören ve hepimiz için görünür kılan Fukuoka, toprağı sürmeden, gübrelemeden, ilaçlama yapmadan, ağacı budamadan tarım yapmanın yöntemlerini gayet ayrıntılı şekilde gösterirken, her şeyi kendi yurdunda ve mevsiminde, yalnızca ihtiyacımız kadar yetiştirmenin önemini vurguluyor.

Kitabın çevirisi çok büyük emekler harcanarak, yaklaşık iki buçuk yılda Sn. Meltem Altan tarafından oldukça başarılı bir şekilde yapılmış. İçeriği yararlanacağımız bilgilerle dolu. Tavsiye ediyoruz.

Böyle bir kitabı bizlere kazandırdıkları için Kaos yayınevine ve Sn Meltem Altan’a teşekkürler.

Boyut : 18 x 25.5 cm
Sayfa Sayısı : 296
Basım Yeri : İstanbul
Basım Tarihi : Eylül 2011
Çeviren : Meltem Altan
Resimleyen : Çizimli – Fotoğraflı
Kapak Türü : Karton
Dili : Türkçe
Yayınevi: Kaos

Yorum Yapılmamış Yorum Yap (0)

Aliağa ubyi toplantısı

13 Ağustos cumartesi günü Aliağa’da ”Uzak bahçelerin yakın işbirliği” toplantısına katıldık. Toplantı sevgili dostumuz Rafet beyin bahçesinde yapıldı. Toplantı konusu oluşuma yani katılan arkadaşların özellikle organik atıkların sıcak, soğuk kompost ve fermente edilerek geri kazanılması hakkında olmasına rağmen, bir çok konunun uygulamasına da fırsat yakalamış olduk.

Köyönü tarımdan dostumuz Halil beyin anlattığı  ”Gülleci bulamacı” nın  hazırlanması ve kullanım alanları katılımcıların oldukça ilgisini çekti.


Sıcak komposun yapılışı, nem oranının pratik olarak ayarlanması hakkında uygulamalı eğitim yapıldı.

Kompost çayının hazırlanması ve faydalarını öğrenen katılımcı arkadaşlar konu hakkında epey soru sordular.

Toplantı sonunda, ihtiyaç duyulan malzemelerin ve ürünlerin ortak temin edilmesinin yanı sıra tecrübelerin paylaşılması ve bu gibi toplantıların daha sık yapılması konusunda fikir birliğine varıldı.

Dostumuz Rafet beye gösterdiği konukseverlikten dolayı teşekkür ederiz.


Devamı…

3 Yorum Yorum Yap (3)

Hoşgeldin Nedime

 

Aslında tam zamanında geldiyse de geçen zaman bize biraz uzun gibi geldi. Denizkurdunu sattıktan sonra bahçe işleriyle öyle uğraşmaya başladık ki  tekneyle gezmeyi özlemişiz doğrusu. Nedime Gerçekten çok güzel bir tekne. Bir aydır her türlü hava koşullarında test ediyoruz tam bir performans teknesi olduğuınu kanıtladı.

Nedime bir  Beneteau Monte Carlo 42,  boyu 13.75 m  en 3.99 m, 2×375 hp volvo ile tam yolda 34 kn sürat yapıyor. 2400-2700 devirler arasındaki normal cruise seyrinde yakıt tüketimi makul sayılabilir. Beneteau aslında  bir yelkenli tekne duayeni olmasına rağmen son yıllarda motor boat alanında da ne kadar iddalı olduğunu bu seriyle kanıtlamış oldu. İçinde biri master kabin olmak üzere iki büyük kamara bulunuyor ki bu özelliğini bu tonajdaki başka bir teknede rastlamadık, iki ailenin rahat edebileceği her türlü konfor sağlanmış.

Nedime sevgili Hakan ve Alperin teknesi. Ailede ben ve mehmet  abimiz olmak üzere iki kaptan zaten vardı. Teknenin geleceği tarihlerde izin durumumuzu buna göre ayarlayıp hep beraber Kalamıştan Didime getirmeyi planlamıştık. Mehmet abimiz yetişemedi ben, Faruk, Hakan, Alper ve sevgili miçomuz Emre teslim tarihinde Kalamış marinada tam tekmil buluştuk.

Teslim formalitelerini yerine getirirken her şey yolunda seyretti. Beneteaunun Türkiye temsilcisi Tez marin  işinde oldukça  profesyonel. Satış öncesi ve sonrası verdikleri sözlerin hepsinde durdular. Yola çıktıkan sonra devamlı arayıp her hangi bir sorun olup olmadığını merak etmeleri ise  ne kadar sorumluluk sahibi olduklarını göstermeleri açısından bizim için çok önemliydi. Başta Ercan bey olmak üzere Selen hanım ve Enes beye teşekkürlerimizi sunuyoruz.

Nedimenin mürettabatı seyire hazır. Kaptan adayları Faruk, Hakan, Alper kardeşler ve meraklı miçomuz  Emre  formalitelerin tamamlanmasını Kalamış marinada biraz serinleyerek bekliyorlar.

31.05.2011  Teknenin teslim formalitelerini müteakip marinanın dışında bir deneme seyri yaptık. Marina içindeki yakıt istasyonundan tankları doldurduktan ve market alışverişinden sonra aynı gün 1625 lt de Bismillah deyip yola çıktık. Hava gayet güzel, rüzgar neredeyse sıfır, karıncalar sahilde su içiyor. Nedimenin makineleri yeni olduğundan fazla yüklenmiyoruz. 2400 devirde  24 kn süratle ilk limanınmız Şarköy olacak, hava kararmadan yetişmek istiyoruz.

Tam planladığımız gibi 2105 lt de mendirekten içeri girip bizim için uygun derinlikte yabancı bayraklı bir yelkenlinin pruvasında, tam bize uygun bir yere baştan  çapamızı atarak kıçtankara olduk. Manevra esnasında başta manevrada çapayı  kullanan Hakana yardıma giderken karanlıkta açık olan zincir loçasını farketmeyip sol ayağımı incitmem şu ana kadar devam eden hafif aksak yürümemin de nedeni oldu. İlk müdahaleyi aynı zamanda doktor olan Faruk yaptı.

Hesaplarımıza göre yakıtımız  bizi Bozcaada ya kadar götürecek olmasına rağmen risk almak istemiyoruz. Kara tankeriyle bir miktar yakıt alıp Şarköyü gezmeye çıktık. Henüz okulların açık olası nedeniyle fazla bir kalabalık yoktu, sezon henüz başlamamış. Beğenerek yediğimiz akşam yemeğinden sonra sabah ilk kalkan alesta çeksin, erken yola çıkalım niyetiyle erkenden yatıyoruz.

01.06.2011 Sabah gün ağarmasıyla beraber 0525 lt yola çıktık 0630lt de Çanakkale boğazındayız, Gelibolu önlerinde yoğun bir gemi trafiği var, çapariz vermeden sancak seyriyle,  akıntıda arkamızdan gelecek şekilde seyrediyoruz. Nara ve Kilitbahir önlerinde boğaz tüzüğe uyarak süratimizi iyice 15 kn kadar düşürdük. 0815 lt de Mehmetçik feneri önlerinde Şehitler abidesine selam verip, şehitlerimizin ruhuna dualar okuyup, Çanakkale boğazını arkamızda bırakarak Ege ye merhaba diyoruz.


Devamı…

2 Yorum Yorum Yap (2)

Sütleğen otu (euphorbia)

Zeytinlibahçede ilkbaharın yoğun çalışma temposu içinde bir taraftan da pazarda satılan, aşina olduğumuz otların dışında kalan türleri tanımaya çalışıyoruz. Bunlardan en çok ilgimizi çekenlerden biri  sütleğen otu (euphorbia) . Kendisiyle ilk tanışmamız Halil bey vasıtasıyla oldu, bahçede dolaşıyorduk, birden durup,” bak kaptan  işte bu o!! sütleğen dedi. Aslında adını oldukça sık duymama rağmen  kendisiyle hiç karşılaşmamıştık, daha doğrusu yanından çok geçmişimdir de tanıştırılmamıştım.

O günden sonra  kendisine daha farklı bir gözle bakmaya başladım, sanki bu yıl bahçemizde  daha çoklar gibi.  Halil bey bu bitkinin organik maddece zengin topraklarda daha çok görüldüğünü söylüyor, hatta bir tarla alınacağı zaman  toprağın verimli olup olmadığını içinde  yabani fiğ, ısırgan ve sütleğen olup olmadığına bakarak en kolay anlarlarmış. Bizde buna canı gönülden inanmak istiyoruz tabii. Kitaplardan, internetten başlıyoruz araştırmaya, yakın köylerden tanıdıklarımıza da neler bildiklerini soruyoruz.

Ülkemizde bu bitkinin bir çok farklı isimde, altmışa yakın türünün olduğunu  araştırınca öğreniyoruz. Sanırım bizim bahçede tek türü var. Sütleğengiller familyasından süt gibi beyaz, zehirli bir özsuya sahip. Çok dikkatli ve ölçülü kullanmak şartıyla bazı sindirim problemlerine, siğillere ve  yaralara sürülürse  iyi geldiğine  dair yaygın bir inanış var. Köylüler otlayan hayvanlarının bu bitkiyi körpeyken yediklerini, biraz büyüdüklerinde  uzak durduklarını söylüyorlar. Yıllar önce Halil beyin köyüne gelen bir Alman turist fidanlara can suyu verirken içine sütleğenin sütünden de koyduklarını belirtmiş.

Bizi asıl ilgilendiren ise zehirli olan  süt gibi beyaz özsuyunun insektisit, nemotisit olarak kullanılabileceğine dair bazı inanışlar. Bu konuda herhangi bir bilimsel yazıya rastlamasak da araştırmaların denemeye değer olduğunu düşünüyoruz.  Küllemeye karşı iyi geldiği de ayrıca belirtilse de bu konuda da herhangi bir literatüre rastlamadık. Deniyeceğiz artık…   Topladıklarımızı araştırmalarımız için kurutmaya başladık, bazılarını derin dondurucu da saklıyoruz, bazılarınıda yaptığımız enzimlerin içinede koymayı ihmal etmedik. Türlerinin birbirlerinden olan farkları nelerdir, nelere iyi gelir, nasıl kullanılabilir gibi bir çok soru araştırılmayı bekliyor. Elimizde henüz yeterli bilgiler olmasa da  inanıyoruz ki  hiç birisi bu evrende boşuna yaratılmadı ve ekolojik denge içinde bir görevi var. Velhasıl bitkiler dünyasında araştırılması gereken daha çok, çok  şey var.

3 Yorum Yorum Yap (3)